19 Ekim 2010 Salı

Deneme Örneği 2

Soğuğu iliklerimde hissediyordum. Yandan esen bu rüzgar karayel olmalı. Etrafımda bunca insan varken nasıl bu rüzgar bu kalkanı delip geçebiliyor, iliklerime kadar işliyor? Yine bir Cuma günü saat dört, vapurun yanaşmasını bekliyorum. Yine, daha vapur görünmeden, üşüyeeğimi bile bile çıktım iskelenin açık kısmını, benim gibi aceleci diğer insanların arasında. Martılar arsız bugün, çığlıkları boğuyor kulaklarımı. Yaşlı bir adam elindeki simidi ufalayıp atıyor fakat martılar umursamıyor bile bu kırıntıları. Ama sonra güvercinler dolanıyor adamın önünde. Adam gülümsüyor.

Beyaz vapur ufukta bir martı gibi göründü. Beş dakika sonra bile aynı yerde duruyor gibi görünecek, insanlar yine sabırsızlanacak, kendi kendilerine söylenmeye başlayacaklardı. Bu söylenmeleri okuyan diğerleri yakınmaların doğruluğunu tasdik edecekler, insanlar yavaş yavaş birbirlerinin ateşini körükleyecekti.

Ben hâlâ üşüyordum. İçeri dönmeliydim aslında. Arkama dönüp baktım. Yarılması güç, büyük bir kalabalık vardı arkamda. Sanki herkes bana bakıyordu "neden arkana döndün" diyen kızgın gözlerle.

Küçük bir balıkçı motoru, ritmik sesiyle iskelenin önünden geçti. Martılar onu takip ediyordu feryat figan. Belki de ayak uydurmaya çalışıyorlardı motorun sesine.

Vapur hâlâ ufukta. Sanki olduğu yerde demirleyecek ve hiç buraya gelmeyecek. Titremeye başladım. Engel olamıyorum kendime. Arkamda bir kız duruyor. Halime acıdı.Montunu vermek istedi. Hayır diyemedim, montu sırtıma aldım, teşekkür ettim. Aslında başka şeyler daha söylemek istedim, ne kadar minnettâr kaldığımı, bu davranışının beni ne kadar duygulandırdığını bilmesini istedim, fakat ağzımdan tek kelime çıkmadı teşekkürden sonra.

Yaşlı adam simidi parçalamayı bitirmişti. Üç güvercin kalan son lokmaya aynı anda diş geçirmiş, bir öne bir geriye çekerek paylaşmaya çalışıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder