21 Ekim 2010 Perşembe

Peynir türleri ve milliyetçi dil

Geçen gün bir tweet görmüştüm Jakobson'un çeviri sorunlarını açıklamak için sayfalar boyunca bir peynirden söz etmesini "yazar acıkmış olmalı ki bu kadar peynirden söz ediyor" diye gerekçelendiren.  Aynı nokta bugün doktora dersimizi de konu oldu. Jakobson'dan başlayarak beyaz peynir'in Rusça'ya çevrilmesinin güçlüğü (Rusya'da bilinen tüm peynirlerin sarımtırak olması nedeniyle) ile devam eden tartışma daha sonra "kaşar peynirinin" İngilizce'ye çevrilmesine döndü. Kaşkavalın Ermenistan'da yer alması ve Kars'a yakın olduğu için peynirin de aynı olduğu gerekçesiyle  "kaskaval cheese" şeklinde çevrilmesinin daha makul olduğundan, "kashar cheese" gibi bir çevirinin dil milliyetçiliği olacağından ve erek okuyucu için bir anlam ifade etmeyeceği söylendi. Ama iki şey kafama takıldı. Birincisi, kaşkaval gerçekten Ermenistan'da bir yer mi? Kutsal bilgi kaynağı wikipedia'ya başvurdum ve kaşkavalın bir yer ismi değil de (gökçeada'daki peynir kayalarının diğer adı olması hariç) İtalyanca caciocavello kelimesinden türemiş bir kelime olarak hem İngilizce'de hem de Türkçe'de yer aldığını gördüm. Buradan ikinci noktaya geçiyoruz, Türkçe'de zaten kaşkaval diye ayrı bir peynir yok mu? Kaşarın daha yumuşak cinsi olan (ayrıca kaşarın taze kaşar, eski kaşar gibi çeşitlerine değinmiyorum bile). E o zaman, iki farklı peynir söz konusuyken kaşarı kaşar diye çevirmek nasıl milliyetçilik olur. Kaşar neyse de, Türkçe'den Fince'ye yapacağım bir çeviride, göbektaşında kese yapılması erek kültürde yer almıyor diye bizim pala bıyıklı keseciyi Fin hamamına sokmamı beklemesin kimse. İşte o zaman dil milliyetçiliğim kabarır.

2 yorum:

  1. Bu konu beni de çok düşündürür. Aman milliyetçilik olmasın, aman kimse yanlış anlamasın derken o kadar değiştiriyoruz ki metinleri, tanınmaz hale geliyorlar. Şimdi tabi tüm çürük domatesler benim kafama atılacak, erek ereklilik, çeviride özgürlük, çevirmenin yaratıcılığı döneminde böyle had safhada kaynak odaklı bir konuşma yapıyorum diye. Ama bu da benim kişisel tutumum işte, ben kaşara kaşar denmesinden yanayım. Türkiye'de yeni bir peynir türünün olduğunu öğrenmiş olurum böylece, fena mi? Ya da Türk hamamının nasıl bir yer olduğunu. Bence gün gelir, biri çıkıp der ki. 'Arkadaşlar, kendimizi kaptırdık galiba' ve hepimiz kaynak odaklılığa geri döneriz :) paradigma değişimi geriye doğru işler mi acaba?

    YanıtlaSil
  2. Nilüfer Yorumun için çok teşekkürler. Paradigma neden geriye doğru değişmesin. Belki başlamıştır bile. Şimdi moda etnik çeşitlilik, etnik farklılıkların ortaya koyulması değil mi? O zaman gerek terimsel, gerek dilsel ve düşünsel bağlamda farklılıkları ortaya koymak için çeviride kaynak odaklı hareket etmek gerekmez mi? Nitekim, mesela Salman Rüşdi'den bahsetmiştik geçen derslerden birinde. Salman Rüşdi romanlarını öyle çok düzgün bir İngilizce'yle yazmıyor ve araya Hintçe birşeyler serpiştiriyor. Böylece yazısına etniklik katmak istiyor. Romanları anlaşılması zor ve biraz sıkıcı metinlere dönüşüyor ama bunu yapmayıp düz bir İngilizce'yle yazsaydı ünlü olabilir miydi. Dolayısıyla, özellikle etnik farklılıklar ile ilgili metinlerde kaynak odaklılık dikkate alınmalı ve daha özenli bir şekilde incelenmeli diye düşünüyorum. Diğer taraftan akademik çeviri ile ilgili olarak da örneğin Karen Bennett, "Critical Language Study and Translation: The Case of Academic Discourse" adlı makalesinde (edit.Duarte, et al Translation at the Interface of Disciplines) farklı dillere (ya da daha doğrusu kültürlere) ait akademik söylemin dolayısıyla da dünya görüşlerinin farklılığından söz ediyor. Yani örneğin, Türkçe'de biz daha dolaylı anlatımı sevsek de Anglo-Sakson kültürü direk anlatımı tercih ediyor. Dolayısıyla, akademik makale çevirilerinde, bunların İngilizce yayınlanmasını istediğimiz takdirde, metinleri Anglo-Sakson söylem biçimine uyarlamamız gerekiyor. Bennet, bu uyarlamayı yapmamız gerektiğini ya da çeviriden vazgeçmemiz gerektiğini savunuyor. Ancak bu durum, hem Anglo-Saksonların akademik söylemine bir katkı sağlamaz, hem de bu söylemin kaynak söylemi, dolayısıyla da kaynak düşünce evrenini etkilemesi nedeniyle bir düşünce emperyalizmine yol açar kanısındayım.

    YanıtlaSil